Go Back   Dövme Tattoo Piercing Forumu > Tattoo - Dövme > Dövme Tarihi

Cevapla
Seçenekler Stil
Okunmamış 05-12-2008, 12:32 AM   #1
Dragon
BiG BOSS
 
Dragon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 520
Dragon is on a distinguished road
Post Mundurucu dövmeleri,Amazon ormanlarının dövmeli savaşçıları

Mundurucu: Amazon Ormanlarının Dövmeli Savaşçıları


Mundurucu’lar Amazondaki en cesur kafaavcılarıydılar ve büyük ihtimalle Güney Amerika yerlileri arasında en ağır dövmelere sahiptiler. Bugün hala Brezilya’nın balta girmemiş ormanlarında yaşamaya devam etmelerine rağmen, artık dövme uygulaması yapmamaktadırlar çünkü bu uygulama 1940 gibi yavaş yavaş sona ermeye başlamıştır.

Geleneksel olarak dövme yapılmaya altı ya da yedi yaşlarında başlanırdı ve sonraki on yılda da devam ederdi ve dövmeler tamamlandığında erkekler adam, kızlar ise kadınlığa geçiş yapmış olurlardı. Hem erkek, hem de kadın dövmeleri geniş aralıklı paralel ince çizgilerden oluşurdu, kollara, bacaklara ve gövdeye dikey olarak uygulanırdı, her bir motif vücudu kaplayan uzun kuş tüylerini anımsatırdı. Baklava bantları göğsün üst kısımlarında yer alırdı ve parallel yatay çizgiler karından bele inerdi. Vücudun diğer kısımlarına paralel çapraz çizgi dövmeleri yapılırdı, gözlerin çevresine ise elips şeklinde tek çizgiden oluşan dövme yapılırdı; ağzın etrafına kıvrımlı çizgiler çizilirdi. Çizgiler kulağa doğru birleşip yanaklarda dağılırdı ki bu yüze dağılmış “kuş kanadı” görüntüsü vermekteydi.

Mundurucu dövmecileri erkek ya da kadın olabilmekteydi, dövme sanatçıları istenilen pigmentin yerleştirilmesinde hemen her zaman palmiye dikenlerinden yapılmış dövme tarakları kullanırlardı. Deri delindikten sonra yaraya genipap meyvesi suyu sürülerek silinmez hale getirilirdi. Genipap aynı zamanda dövme çizgileri ile çevrili alanların vurgulanmasında vücut boyası olarak da kullanılırdı.

1820’de Mundurucu erkek ve kadın portresi.

1817’de gelişmiş yüz ve vücut dövmeleri bulunan Munduru kafaavcıları. Johann Spix ve Carl Martius tarafından hazırlanmış renkli litograflar.


EFSANELER VE KUŞLAR


Mundurucu kültürünü diğerlerinden ayıran özelliklerden biri “erkek-odaklı” olmasıydı ve cinsiyetlerin ayrılması üzerinde özellikle duruluyordu. Genellikle erkekler kadınlarla iletişim kurmaktan uzak dururlardı; bu yüzden karılarından, kızkardeşlerinden ve annelerinden ayrı bir yerde geleneksel erkekler evi eksa’da yaşarlardı. Bu yapı erkekler için sadece bir yatma ve toplanma yeri değildi aynı zamanda erkeklerin yemek yedikleri, uyudukları ve av ekipmanlarını ürettikleri yerdi. Ayrıca, bu binada sadece erkeklerin sahip oldukları ve çaldıkları üç adet sihirli fülüt bulunmaktaydı. Bu fülütlerin adı karökö idi, koruyucu atalarının ruhlarını ve diğer ruhları canlandırdıklarına veya tüm köyün üzerinde iyi bir etkisi olduğuna inanılırdı.

Fakat mitolojik geçmişte kadınların bir zamanlar erkekleri, erkeklerin evlerini, fülütlerini ve işçilik dağılımını kontrol ettiklerine inanılmaktadır. Sadece bu gerçek bile Mundurucu erkekleri arasında kadınların yeniden yönetime gelmeleriyle ilgili korkularını anlatmaya yetmektedir ve bugün erkekler kadınların güç yapılarına erişmelerine, özellikle erkeklerin evine, izin vermemektedirler.

Yakın geçmişte erkeklerin evi savaşta toplanan kupa kafataslarının saklandığı ve erkeklere dövme yapıldığı yerdi. Erkekler evi erkek-odaklı Mundurucu evreninin yaratılmasını memnun kılan anahtar semboldü, ve göreceğimiz üzere bu yaratım formülasyona katkıda bulunan efsanevi, sosyal ve biolojik ideallerde vücut bulmaktadır.

Mundurucu efsanelerine göre dövmeciliğin kaynağı yaratıcı tanrı ve kültür kahramanı Karusakaibo’ya dayanmaktadır. Karusakaibo’nun doğaüstü güçleri vardı, insanların ve dünyadaki hayvanların büyük bir kısmının yaratılmasından sorumluydu. Aynı zamanda Mundurucuları tarımsal yetenekler ve diğer önemli kültür manifestasyonlarıyla da donatmıştı ki bunlara kafaavcılığı ve erkekler evi de dahildi.

Diğer erkek kültür kahramanları gibi Karusakaibo da erkek desandanlarıyla aynı hedefleri paylaşmaktaydı. Muhteşem bir avcıydı, kendine yeterliydi ve bağımsızdı. Kendi başına ormanda kadınlarda uzak yaşardı ve bu şekilde bütün erkeklerin takip edeceği efsanevi bir ideal ortaya koydu.

Karusakaibo kendisinin yaşayan temsilcilerini yaratırken fiziksel hareket transformasyonu kullanırdı; dünyada yaşamak üzere yeraltından çıktıklarında tüm Munduruculara istediği şekilde dövme yapardı. Çocuklar nasıl ki annelerinden doğarsa, Mundurucular da dünyanın rahminden çıkarlardı. Fakat bu ortaya çıkış durumu sadece Karusakaibo rahmi ayağıyla deldiğinde gerçekleşirdi ve sonrasında ürünleri karanlıktan sıçrayarak çıkardı.

Kendisinin birçok yaratma hareketinde, sihir amacıyla kuşlardan parçalar (tüyler, kemikler) kullanırdı. Diğer zamanlarda ise belirli işlemleri kolaylaştırmak amacıyla kendisini veya diğer efsanevi kahramanlarını kuşlara dönüştürürdü. Mundurucu mitolojisinde biçim ve davranış olarak insan tipi prototipi ile uçma özelliklerinin karışımından oluşan ruh nosyonu bulunmaktadır ki buna bazı antropolojistler tarafından “ortak iletişim kavramı” adı verilmektedir ve buna göre insanlar önceden hayvan ve hayvanlar da önceden insandırlar. Bu yolla, belirli kuş türleri ile bağlantılı olarak her türün vücut bulmuş halinin bir kılıf (“giysi”) olduğu ve kendisi ile diğer kuşların birbirinin içerisine girebildiği bir iç insan biçimi durumunu gizlediği fikri ile bağlanabilir.

Mundurucu ideolojosinde, örneğin, kuşlar kültür kahramanı Karusakaibo’yla aynı efsanevi idealleri barındırmaktadırlar. Avlanmak suretiyle kendilerine yetebilecek şekilde yaşarlar ve birçok tür balta girmemiş ormanlarda yalnız bir yaşam sürmektedir. Kuşlar yumurta bırakırlar ve bu tür “dışsal” yeniden üreme döngüsü cinsellik olmadan üreme yeteneğini sembolize etmektedir. Bu tür aseksüel üreme son derece önemli bir özelliktir çünkü efsanevi açıdan Karusakaibo efsanesinin temeliyle bağlantılıdır çünkü Karusakaibo Mundurucu’yu görünen hiçbir bir cinsel harekette bulunmadan yaratmaktadır (ya da yükseltmektedir). Bu özelliklerin, kuşların iki ayaklı olmaları ve bir erkeğin penisinin kısa gagalı kuşu sembolize ettiğini belirten Mundurucu nosyonuna göre, “erkeksizlik” aslında kuşlar tarafından sembolize edilmektedir. Bu yüzden kuş gibi yaşamak (ve görünmek) tüm erkeklerin ayrıcalıklı hakkıydı çünkü bu sayede saf ve efsanevi açıdan ilahi erkek aranıyordu.


KUŞLAR VE ADAMLAR


Bütün bunlardan sonra tarih boyunca Mundurucuların Güney Amerika’daki en iyi tüy çalışanları olduğu sizi şaşırtmamalıdır. Bariz bir şekilde, Mundurucuların kuş türlerine olan saygıları ve derin bilgileri, bu sanat biçimindeki işçiliklerini kolaylaştırmıştır.

Ziyafetlerde Mundurucular tüylerden yapılmış asalar, şapkalar, başlıklar ve çelenkler, aynı zamanda omuzlarına üzerine attıkları ve tüylerden yapılmış kolsuz mantolar, bellerinin etrafına bağladıkları ve Avusturalya’da yaşayan küçük bir devekuşunun tüylerinden yapılmış örtüler kullanırlardı. Tüyler vücudun ve özellikle ilahi güce sahip olduğuna inanılan kafanın görünen kısmıydı. Bu tüyler içlerindeki gücü, kendilerini takan savaşçıya iletirlerdi çünkü Mundurucular birkaç kuş türünü kabilelerinin yüce ruhlarıyla bağdaştırmaktaydılar.

Benzer şekilde Peru’nun Precolumbian kafaavcıları Paracas ve Chimu insanları arasında çeşitli kuş türlerinin tüylerini giysi ve şapka yapımında kullanılırdı. Tüyler kuşların “güç merkezleri”ydi ve doğaüstü güçlerle yüklüydüler. Devamlı büyümeleri ve yenilenmeleri nedeniyle insan ruhunun konsantrasyon noktası olduğuna inanılan saça benzemekteydiler. Paracas insanları için bağlanmamış saç kötü niyetli ruhsal güçlerden daha kolay etkilenildiği bir durumu sembolize etmekteydi, arkelojik kanıtlara dayanarak biliyoruz ki vücudun bu hassas bölgelerini örerek ya da türban veya işçilikli parçalarla kapayarak korumaya çalışmışlardır. İlginçtir ki Paracas sanatında sadece kupa kafalar ve shamanlar bağlı olmayan saçlar ile gösterilirdi, bu belki ruhların saldırılarına karşı korumaları olduğundan ya da ruhlarla bir olduklarından olabilirdi.

Etnograf Rafael Karsten, tarihi kafaavcısı ve kafa derisi yüzücü topluluklarda tüy süslemeleri ve bunların kullanımıyla ilgili eleştirilerinde aşağıdaki perspektifi sunmuştur:

Hindistan’dakilere göre tüyler ve süslemeler, şeytani ruhlara göre etkili bir savunma olmanın yanı sıra aynı zamanda ruh çağırmada ve ruh çıkartmada da kullanılmaktaydı. Bu nedenle Hindistan’da tüyden süsler ruhlar alemiyle iletişime geçileceği durumlarda kullanılırdı ve bu durumlara oldukça sık rastlanırdı. Yinelemek gerekirse, tüyün sahip olduğu sihirli güç çok doğal bir varsayımdan kaynaklanmaktaydı: tüyler kuşların saçlarıdır ve insanların saçlarıyla aynı güçlere sahiptirler.

Hindistan inanışı, insan ruhuna benzer ruh tabiatına sahip hayvanları da dahil ederdi. Bu teori kuşlara da uygulanmaktaydı... fakat kuşun hareket etmesini sağlayan ruh ne olursa olsun, tüylerdeki etki tartışılmazdı. Kuşun ruhunun, insan ruhunun saçlarında yoğunlaşması gibi, tüylerinde toplanmış olması nedeniyle, tüyler ve süslemeler de doğaüstü güçlerle donatılmış olurdu.

Ancak Mundurucular açısından tüyün etkisi en açık biçimde savaşta ele geçirilen kupa kafanın adanmasındaki rolüyle kendini göstermekteydi. Tüylerin “kupa kafanın tacı” olduğuna inanılırdı ve tüyler olmadan kafanın sihirli güçlerinin serbest bırakmayacağına inanılırdı.


MUNDURUCU KAFAAVCILIĞI VE KUPA KAFALAR


Askeri keşifler sadece kuru sezonda yapılırdı ve yağmurlu sezonunun gelmesiyle birlikte son bulurdu. Her bir kafaavcısına, yiyecek, hamak ve silah gibi gerekli ekipmanları taşımasından yardımcı olan eşi ya da kızkardeşi eşlik ederdi. Kadınlar aynı zamanda yaralılara bakarlardı ve bazı raporlara göre “akılcı bir şekilde düşmanların oklarını hava yakalama” kabiliyetleriyle ayrılırlardı. Saldırılar şafağın sökmesiyle başlardı ve yanan oklarla düşmanların çadırları ateşe verilirdi. Kasten çıkarılan yangından kaynaklanan paniğin tüm vücutları dövmelerle kaplanmış ve üzerlerinde kafaavcılığı ekipmanları bulunan savaşçılarla birleşmesi, Mundurucu savaş taktiklerinin psikolojik boyutunda önemli rol oynamaktaydı. Ziyafetlerde Mundurucular tüylerden yapılmış asalar, şapkalar, başlıklar ve çelenkler, aynı zamanda omuzlarının üzerine attıkları ve tüylerden yapılmış kolsuz mantolar, bellerinin etrafına bağladıkları ve Avusturalya’da yaşayan küçük bir devekuşunun tüylerini yapılmış örtüler kullanırlardı. Tüyler vücudun ve özellikle ilahi güce sahip olduğuna inanılan kafanın görünen kısmıydı.

Eğer ki zaman varsa, savaş alanından düşen düşman savaşçıların boyunları vurulurdu. Bazen düşman kadınların kafaları da vurulurdu fakat genellikle düşman kadınlar esir alınırdı. Savaşta ele geçen çocuklar evlat edinilirdi ve Mundurucu toplumunun bir parçası haline gelirdi. Çocuğa bir kabile ismi verilirdi, yüzüne ve vücuduna Mundurucuları, Brezilya’nın merkezinde yaşayan diğer kabilelerden ayıran dövmeler yapılırdı.

Munduru savaşçılarının ele geçirdikleri kafalar, Ekvatordaki Jivaro’lar gibi bir şeye geçirilmez, onun yerine kurutulur, giydirilir (beyni çıkartılarak), genipap veya urucu (kırmızı) ile boyanırdı. Başarılı savaşçının karısı ya da kızkardeşi kafaların önhazırlığı aşamalarında yardımcı olurdu fakat bu her zaman olmazdı.

Karsten, kupa hazırlanması ile ilgili detaylar konusunda aşağıdaki bilgileri vermiştir:

Katledilen kişinin kafası geniş bir bambudan yapılmış bıçak yardımıyla gövdeden ayrılır; beyin, kaslar, gözler ve dil çıkartılır; kafatası tekrar tekrar urucu [veya genipap] katılmış sebze yağı karışımına daldırılır, sonrasında birkaç gün boyunca ateş dumanında ya da güneş ışında bırakılır, bu işlem kafatası iyice kuruyana kadar sürerdi. Boyanmış pamuktan yapay bir beyin yerleştirilir, gözler reçine ile doldurulur ve kafanın tamamı tüylerden yapılmış bir kukuleta ile örtülürdü. Bu şekilde süslenen iğrenç kupa, kazanan kişinin kalıcı bir yoldaşı olur ve bir kemerle gittiği her yere taşınırdı.

Kupa kafalara, tarımsal alanları verimli kılma güçleri nedeniyle çok fazla değer veren dövmeli Borneo İbanlarının aksine Mundurucular kupa kafanın etkisinin oyun hayvanlarının “ruh analarını” memnun etme yeteneğinden geldiğine ve buna bağlı olarak hayvanların doğurganlığını artırarak, av bereketini artırdığına ve avlanmayı erkek avcılar açısından daha kolay hale getirdiğine inanırlardı. Antropolojist Robert Murphy’e göre “oyundaki her hayvanın bir ruh “anası” vardı ve bu ana hem hayvanı korur, hem de üremelerini garanti altına alırdı. Aynı zamanda oyunun da bir ruh anasının bulunduğuna ve bu ananın erkek ile doğa arasında birincil aracı olduğuna inanılırdı.” Bu yüzden başarılı bir ölümü garanti altına almak için kafa alıcının, kafaavcısı gruplarla ormanda dolaşması bir gelenekti. Kupa sahibi kendisi avlanmayacak olsa da, yanında taşıdığı kafanın sihiri köye ihtiyaç duyduğu tüm oyunu gönderirdi.

Açıktır ki kupanın tılsımlı güçlerinin mümkün olan en kısa zamanda ele geçirilmesi son derece önemlidir. Bu nedenle başarılı bir savaş partisinden dönüldükten sonra en kısa zamanda karmaşık ritüellerle kupa, törenlere hazır hale getirilirdi ve buna birkaç Mundurucu kabilesi katılırdı. Bu işlem sadece başarılı kafaavcısının başarısını kamu önünde geçerli kılmaz, aynı zamanda kabile erkekleri ve kadınları arasındaki bağları da güçlendirirdi.

Kupayı alan kişiye onurlu bir ünvan verilirdi ve yaklaşık üç yıl süren uzatılmış ritüel döneminde kendisinin kutsal vaziyette olduğu varsayıldığından normal konuşmalara katılmazdı. Kendisine sadece protokol yoluyla erişilebilirdi.

Kupayı kutsayan kalite işareti töreninin adı “Kulakların Süslenmesi”ydi. En tepesinde, beş kuş türü kullanılarak hazırlanan tüyden küpeler, kupa kafanın kulaklarından sarkıtılırdı. Her bir tüy ancak o kuş türünü kabile ruhu olarak belirlemiş kabile tarafından takılabilirdi. Bir kural olarak tüyler kupa kafada kalan saçlardan daha uzun olamazdı. Bu sebepten uzun saçlı kurbanlara daha fazla değer verilirdi. Bu yolla tüylerin ve kupanın saçlarının tamamlayıcı oldukları daha açık görülmekteydi; ikisi de ruhani güçlerini ilgili kişiye aktarırlardı ve bu kişi de bu gücü kabilenin iyiliği için kullanırdı.


VÜCUT OBJELERİNİN GÜCÜ


Tüyler, kupa kafalar ve dövmeler Mundurucu savaşçılarına hayvanların, katledilmiş düşmanlarının ve her erkek bireyin efsanevi açıdan ağına düştüğü kültür kahramanlarının ruhani güçlerini aktarırdı. Takip sonrasında artan parçalar kişi dekorasyon amaçlı kullanılmazdı; onların da sihiri kafaavcısı ve kutsal kupa yoluyla topluma aktarılırdı. Mundurucu vücut objeleri – dövmeler, tüyler ve kupalar – anlamın aktığı kanallardı çünkü kendilerini ve sahiplerini, aynı zamanda Amazon Mundurucularının insanlarını, ruhlarını ve eski dünyalarını, hergünkü zaman ve uzay sınırlarının dışına taşırlardı.

Yasal Uyarı: Bu yazılar dragon tattoo piercing(ilyas Yılmaz) a aittir. Noterden onaylıdır, kopyalanması veya değiştirilmesi halinde yasal işlem yapılacaktır.
Dragon isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:41 PM.

BodyDragon.com, 2005 senesinden bu yana Piercing, Dövme ve Tattoo konusunda sizleri bilgilendirmeye devam ediyor.

Piercing konusunda aklınıza takılan soruların hepsini Piercing sayfasında bulabilir, satın almaya karar verdiyseniz 2014 Piercing Modelleri sayfasına göz atarak bir model beğenebilir ve daha sonra fiyatları hakkında bilgi almak için Piercing Fiyatları sayfasına göz atabilirsiniz.

Tattoo ve dövme konusunda aklınıza takılan sorular ve konular için BodyDragon.com adresimizi ziyaret edebilir, 2014 modeller için 2014 Dövme Modelleri sayfasına göz atabilir ve son olarak fiyat almak için Dövme Fiyatları sayfamıza gidebilirsiniz.
Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.